Didim, bulunduğu konum itibarıyla tarihte derin izler bırakan uygarlıklara tanıklık etmiş jeopolitik ve kültürel açıdan çok önemli bir merkezdir. Batı dünyası uygarlıkların genellikle Yunan kaynaklı olduğunu öne sürse de, Anadolu toprakları dışarıdan gelen tüm kültürleri kendi potasında eriterek, kendine özgü eşsiz medeniyetler yaratmayı başarmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde "Yeronda - Yoran" ismi ile anılan bölge, 1955 depreminden sonra halkın devlet tarafından yaptırılan afet evlerine taşınmasıyla "Yenihisar" adını almıştır. Daha sonra isim benzerliklerinin önüne geçmek amacıyla, dünyada sadece burada bulunan ve kökü antik "Didymaion" tapınağına dayanan DİDİM ismini almıştır.
İlkçağda, kehanette bulunma ve olayları önceden görme yetisinin, kökeni Hititlere kadar uzanan bir Anadolu tanrısı olan Zeus ve Leto'nun oğlu; güneş, ışık, müzik ve kehanet tanrısı Apollon tarafından insanlara verildiğine inanılırdı.
Efsaneye göre; Tanrı Apollon bir gün Didim yöresinde çobanlık yapan Brankhos'a rastlar. Ondan çok hoşlanır ve biliciliğin (kehanetin) tüm sırlarını ona öğretir. Çoban Brankhos, bugün Apollon Tapınağı'nın bulunduğu yerdeki defne ormanı ve su kaynağının yanına Apollon adına ilk tapınağı kurar. Zamanla Brankhos soyundan gelenler "Brankhidler" olarak anılır ve tapınağın yöneticiliğini üstlenirler. Bu yüzden bölge uzun süre "Brankhidai" (Brankhidler Ülkesi) olarak da adlandırılmıştır.
Antik dünyada "Didyma" (İkiz Kardeş - Apollon ve Artemis'e atfen) krallardan en fakir köylülere kadar herkesin akıl danıştığı en önemli kehanet merkezlerinden biriydi. Öyle ki, zenginliğiyle ünlü Lidya Kralı Kroisos (Karun) bile Perslere saldırmadan önce dönemin kahinlerini sınamıştır.
Kahinlerin vezinli (şiirsel) ve üstü kapalı sözlerine güvenerek Pers Krallığı'na saldıran Kroisos, "büyük bir imparatorluğun yıkılacağı" kehanetinin aslında kendi krallığı için söylendiğini acı bir şekilde tecrübe etmiş ve savaşın sonunda yıkılan Lidya Krallığı olmuştur.
Rasyonel düşüncenin ilk filizlerini verdiği Milet topraklarında kâhinliğin bu denli güçlü olması ilginç bir tezattır. Kutsal Didim'in ilk dönemi, Perslerin Milet'i ele geçirip tapınağı yağmalamasıyla son bulur. M.Ö. 494'teki Lade Deniz Savaşı'ndan sonra tapınaktaki ünlü tunç Apollon heykeli İran'a (Ekbatana) kaçırılır.
Büyük İskender'in bölgeye gelişiyle canlanan tapınak, İskender'in komutanlarından Suriye Kralı Selevkos'un emriyle M.Ö. 300 civarında yeniden inşa edilmeye başlanır. Selevkos, kaçırılan heykeli de geri getirtir. Hellenistik dönemin bu devasa projesini "Miletli Daphnis" ile Efes'teki Artemis Tapınağı'nın da mimarı olan "Efesli Paionios" üstlenir.
109x51 metre ölçülerindeki bu devasa yapının inşası savaşlar ve ekonomik nedenlerle yüzlerce yıl sürer ve hiçbir zaman tam anlamıyla bitirilemez. Arkeolog George Bean'in de belirttiği gibi, tapınak duvarlarında işçilerin aldığı ücretleri gösteren kazıma işaretler bugün bile görülebilmektedir. Birçok tarihçi, "Apollon Tapınağı bitirilebilmiş olsaydı dünyanın yedi harikasından biri olabilirdi" konusunda hemfikirdir.
Antik Çağ'dan günümüze sanatın ve ilhamın merkezi olan bu topraklardan beslenen çağdaş sanat eserlerini incelemek isterseniz, ressam Yıldız Demir'in çalışmalarına Yıldız Demir Artworks üzerinden ulaşabilirsiniz.